26 Kasım 2015 Perşembe

Nadas - Feridun Düzağaç

Otlarım yanar sensizlik nadasında
Toprağım, birazcık dinlensin, büyüsün yeşersin
Gelmeyişin..
Hiç bir şey diyen bi cümlenin ortasina terkedilmiş bir
Kelimeyim..
Öznesiz, zamansız, zarfsız, mektupsuz, adressiz

Seni arar durur bir kör ebeyim
Çık ortaya ne olur yaralarım iyileşsin
Çok zaman geçti çok zaman geçti
Haber vermeden gelme ne olur

Ürker tenhalığım kıskanır
Ağlar belki
Ben ağlıyamazsam gücenme ne olur
Gözlerim bitti gözlerim bitti

Dört yanım hasret
Unutulmuş bir ada gibiyim
Açıklarımda batmış yüzbinlerce gemi
Limanım, yoksun yastan

Seni arar durur bir kör ebeyim
Çık orataya ne olur yaralarım iyileşsin
Çok zaman geçti çok zaman geçti
Haber vermeden gelme ne olur ürker tenhalığım kıskanır
Ağlar belki
Ben ağlıyamassam gücenme ne olur
Gözlerim bitti gözlerim bitti...

22 Kasım 2015 Pazar

İsimsiz

İsimsiz, zarfsız sev beni. Sıfatlar koyma önüme, ardıma. Bilirsin sen de, hayatı sıfırlamaktır her yeni insan. Bırakalım sıfırlansın ne varsa eskiye ait, ne varsa geçmişten rüyalarımıza giren, yok olsun bir bir. Yaşanmışlıkların ağırlığı üzerimizdeyken ne kadar saf olabiliriz ki? Ne kadar kaygısız ne kadar gerçek kalabiliriz? İnanmaktan bu kadar korktukça, yok saydıkça eksiklerimizi, yok saydıkça zaaflarımızı ne kadar var olabiliriz? Sen de benim kadar hissediyorsundur belki,gizli kalmış bir ıssızlık halindeyiz. Konuştukça, gülümsedikçe dışımıza; içimizdeki ıssızlık büyüyor. Onu koruyup kolluyoruz her gün, her an. Tozunu alıp hissettiklerimizin, tazelenmiş bir umutla çıkıyoruz yola. Ve yola her düştüğümüzde mutlaka ardımıza bakıp el sallıyoruz, kimseye olmasa da kendimize belki de. Yorgunluğumuz sadece en umulmadık anlarda dudaklarımızdan çıkan "off"lamalarla ortaya çıkıyor. Birbirimizde aradığımız izler bazen sevinç oluyor bazen tatlı bir iç sızlaması. O tuhaf sızlamaları iyi bilirim ben. İnsana yaşadığını anlatır ama bir yandan tırtıklayarak kazır içini. Yine de sızlasın istersin. En azından yaşıyorum. Düşünsene en son ölümümün üzerinden kaç sene geçmiş. Hissetmektir insanı yaşatan. Önce yeniden hayata döner sonra sil baştan aynı hataları yaparsın. Kendini eğitmek adına dizginlediğin her an doğru yoldasın demektir. Söz dinlemeyip dürtüklersen her taşın altını, yine başarısızsındır. Karşındakini tükettiğini hissettiğinde zaten zarar ziyan içinde olduğunu bilirsin. Hepsini geçelim peki ya özlemek?İnsanların deli divane anlattığı özlem öyle küçük anlarda ortaya çıkar ki, ne uzun uzun zamanlara ihtiyaç duyar, ne de şehirler arası yollara. Yeter ki seni kendine getirmeye karar versin o, bir anda duvara çarpar seni. Neden özlediğini sormaya mecalin kalmaz. Bırakmak istersin kendini...Suyun aktığı gibi sakince akmak istersin. Buyum ben işte, bu kadarım aslında. Ne eksilebilirim ne çoğalabilirim artık. Avuç içlerimde birkaç sıcak bakış, bir tutam içten dokunuş kalmış. Onları kaybetmemek içindir ellerimi cebimde tutuşum. Sen beni pür dikkat dinleyip kelimelerimi zihnine kazırken, mimiklerimi ezberine alırken ben telaş içindeyim aslında. Bilirim ki bir yanlış söz, bir ters tavır seni benden uzaklaştırabilir. Herkesten gizleyebildiğim ağrılarımı farkeden biri için çok da tuhaf değil aslında. Ama öyle üzgünüm ki insanların emek emek inşaa ettiklerimi ufacık hatalarımda yerle bir etmelerinden. Bunu bir kez daha görmek istemem artık. Kaçınırım. Senin gibi. Belki farklı şeylerdir kaçındıklarımız ama aslında çok da ayrıntı var bizi bir şekilde yakın kılan. Yine çok konuştum. Susmak bütün dünyaya karşı kolay. Sana karşı zor.