8 Aralık 2023 Cuma

Kağıttan Kaptanlar

Serseriydi ruhum iflah olmazdı
Severdim batışını çıkışını da hayatın
Düşler çarşısıydı ruhum
Korusa da melekler şeytana satardım
Yalnız bi’ kumarbaz belki biraz haylaz
Kaybeden kartları tekrardan karardım
Aldırmadan kimseye bazen
Onlar ilerlerken ben hep yalpalardım
Rüzgârı alıp ardıma denizlere sürdüğüm
Yarı yolda bıraksalar nefesimi tuttuğum
Bildiğin hiçbir koku kalmıyor yarınlara
Dümeni çoktan vermişler kağıttan kaptanlara
Rüzgârı alıp ardıma denizlere sürdüğüm
Yarı yolda bıraksalar nefesimi döktüğüm
Bildiğin hiçbir koku kalmıyor yarınlara
Dümeni çoktan vermişler kağıttan kaptanlara
Şimdi biraz sessiz, belki biraz huysuz
Vazgeçmeden hala oyundan uzakta
Karışmadan insana yalnız
Biliyorum kalkılmaz bu masadan kavgasız

Birsen Tezer

2 Eylül 2023 Cumartesi

Ne Tuhaf

Her şey yarım kaldı yine ne tuhaf
Aşk yarım nefret yarım hayat yarım
Bir yanım kaçar gibi kovalar bir yanım
Ne kaldı geriye temiz ve saf
Biraz senin yarım biraz benim yarım
Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi
Bir de sen bilirsin biraz
 
Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
Kuru bir teselli bulurum ben kendi halime
Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım
Dağılıp giden bir sis halinde
 
Uzaktan gelir gibi sesin
Sanki hep başka bir alemdesin
Her şeyde biraz seni bulurum
Nerde olsam aklımdasın biraz
Kimse bilmez,kimse duymaz
Bir tek ben bilirim seni sevdiğimi
Bir de sen bilirsin biraz
 
Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
Kuru bir teselli bulurum ben kendi halime
Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım
Dağılıp giden bir sis halinde

İlhan Şeşen

22 Temmuz 2023 Cumartesi

Kırlardan Geliyorlar-Turgut Uyar

 

kırlardan geliyorlar ellerinde sümbülteber
elbette kırlardan kırlardan gelecekler
başka türlü nasıl güzelleşir bu akşamüstleri
söyleyin nasıl dayanılır dükkanlara depolara
bu katran kokusu başka türlü nasıl geçer

sonsuza varmadan bir önceyiz sanki
-o sayının da bir adı vardı unuttum –
her şey öyle saydam öyle madensel
kapıların kilitleri açık ve herkes uykusuz
hepsinin elinde bir saat bir sümbülteber

eskiden şaşardık bazı şeylerin yokluğuna
artık bu yokları var etmeyi usladık
ağaçları budadık omandan balıkları tuttuk denizden
hani bazı açılmaz sanılan kapıları omuzladık
çünkü herkesin elinde bir saat bir sümbülteber

hey koca dünya nasıl avucumuzdasın
nasıl da parlıyorsun ey gözleri maden
çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin
elbette kırlardan gelecekler kırlardan
kırlardan gelecekler ellerinde sümbülteber

ey güzelim sümbül ve teber ey canım
gördüğüm sanki o değildi
sanki kuşlar albümünden bir maden

Turgut Uyar

19 Mayıs 2023 Cuma

Nilüfer

Zamanın eli değdi bize
Çoktan değişti her şey
Aynı değiliz ikimiz de
Zaaflarına bir gece
Hatalarına bir nilüfer
Sevgisizliğine bir kalp verdim
Artık geri ver
Geri veremezsin aldıklarını
Artık geri ver
Geri verilmez hiç bir yanılgı
Yokluğuma emanet et
Sen de benden kalanları
Her şeyi al
Bana beni geri ver
Bir şansım olsun
Başka yer başka zaman
Sensiz ömrüm olsun


MURATHAN MUNGAN

31 Temmuz 2021 Cumartesi

Nasıl Anlatsam - Hümeyra

"Bunları nasıl anlatsam?

Şöyle sevmeyi, insan gibi sevmeyi

Nasıl anlatsam?
Düşen bir yaprağın sesini tıpkı içinde duymayı
Sabahın ilk çiy tanesini bir bakışta görmeyi
Nasıl anlatsam?

Varlığı, tutan ellerini, içimden geçenleri okuyan
gözlerini ve onların derinlerinden doğan günleri nasıl, nasıl anlatsam?

Bir köşede durup dinlenir gibi acelesiz ve rahat sevmeyi nasıl anlatsam? "

Söz: Gülhan Uçkan
Müzik: Hümeyra

14 Mayıs 2021 Cuma

Bir Küçük Mesafe Meselesi

"Schopenhauer’a göre, çok soğuk bir kış gününde bir araya gelen yalnız kirpiler ciddi bir ikilem ile karşı karşıya kalacaklardır: ya birbirilerinden uzak durarak tek başlarına soğuktan ölecek ya da birbirilerini ısıtmaya çalışırken birbirilerine dikenlerini batırarak canlarını acıtacaklardır. Kirpiler önce donmamak için birbirlerine bir hayli yaklaşırlar, yaklaştıkları anda dikenlerinin farkına varır ve ayrılırlar. Pek çok bir araya gelme ve dağılma döngüsünden sonra nihayet kirpiler birbirlerine ne fazla uzak ne de fazla yakın olmanın hem soğuğa hem de karşındaki kirpinin dikenlerine karşı korunmada en iyi yol olacağını keşfederler. Ama bu “mükemmel” mesafenin hem öğrenilmesi hem de muhafaza edilmesi zordur. 

İkili ilişkilerin bütün problemi bu. “Mükemmel mesafe” eksikliği. İnsan insanın kara sularına girdikten sonra daha fazlasını ister. Daha çoğunu. Daha fazlasını. Ama insanın da dikeni vardır. Yaklaştıkça batar. Girdikçe boğar. Uzaklaşmak zaten dondurucu. İlişkilerin huzursuzluğu burda tezahür eder. Uzaklaştıkça donma, yaklaştıkça can yakma acıtma. Mükemmel mesafeyi yakalayanlar zaten mutlu. Yakalayamayanların içinde lirik bir sessizlik."

twitter @gregorsamsamsi hesabından alıntılanmıştır. 

28 Şubat 2021 Pazar

'Saklama Bulurlar' - Sagopa Kajmer

Bendeki zaman trafiği tıkalı, akmıyor ileri bazı bazı.
fikrim aynı yerlerde turlar attı, farklı şeylere aynı takıntı.
Boğaza düşmek gibi sürükler akıntı.
Kaçmayı deneyen ayakkabısının bağcıklarına takıldı, aklı başından atıldı.
Geri gidiyor güvenimin hassas ayakları.
Hayat ormansa ben ormanın narin kavakları.
Pek bir sakin keçiyim inatla büyütürüm haylaz oğlakları.
Onlar sever hikayesi üstünde hisli şarkıları.
Yağmuru çekerim ıslatırım ahmakları.
Ancak atlı karıncaları ezemez insanın ayakları ve zincir vuramaz
kapısına içimdeki rengarenk lunaparkın hiç kimse.
Anlamsız arsızlıklardansa anlamlı iştahsızlık olsun farkın.
Üstüne yakışan tavrı takın.
Yalnızın içinde can gövdeyi götürürken bilmezler onlar serseri kurşunlar.
Anlattığı hikayelerde anlatmadıkları ölüleri saklarlar.
Kafes sevmeyen yabani hayvanlar gibidirler sırlar, fare gibi üfleyerek ısırırlar.

Belki bu sondan bir önceki günüm kim biliyor ki yarını ?
Saklandıkları inden çıksınlar sobeleyelim sırları.
Masamın üstü dolu eski dostların kesik kafataslarıyla.
Ben söylüyorum onlar gayet iyi anlar.
Saklanan sözlerle saklambaç oyunlar.
Gördüklerim kadar saklananlar var asıl onlar saplanan bıçaklar.
Saklanan kaçaklar, saklanır yaşarlar.
Saklama bulurlar eninde sonunda.
Saplanan bıçaklar, saklanan kaçaklar.
Saklama bulurlar eninde sonunda.
Çığ düşmüş kaya parçası gibi örtülü gizlerin üzeri.
Güzel renkleri olsa da net göremiyor gözleri belli.
titretsinler telleri bam.
Dolsun içleri gam.
Ben onlara aldırmam.
Bir aslanım ama saldırmam bundan saldırganlara alınmam.
Tanıdık bıkkınlıklar bunlar bilindik yorgunluklar.
Tanımsız hazımsızlık ileri derece arsızlıkla burun buruna.
Durun! Önce dinleyin sonra vurun.
Mantığımı kavrayın aklınızı yorun.
Bombalarınızın saatini kurun, kim önce patlar haydi bulun.
Aslında her şeyden haberim var ve de yapıştım kalemin yakasına.
Sonra da peşine kağıdı koydum bıraktım sorgu masasına.
Ben onları öylece bıraktım vicdanın azabına.
Böylece gördüm ben onların işleri kaldı azabın vicdanına.
haydi gir kapımdan içeri, kendinden dışarı çık.
Varmı ki ben gibi açık konuşan bir kaçık?
Makasım yalanın saçını kesiyor, saçları saçık
Sigaram gibi bitiyorsunuz en güzel yerinde, bana yutkunmalar kalıyor.

Belki bu sondan bir önceki günüm kim biliyor ki yarını ?
Saklandıkları inden çıksınlar sobeleyelim sırları.
Masamın üstü dolu eski dostların kesik kafataslarıyla.
Ben söylüyorum onlar gayet iyi anlar.
Saklanan sözlerle saklambaç oyunlar.
Gördüklerim kadar saklananlar var asıl onlar saplanan bıçaklar.
Saklanan kaçaklar, saklanır yaşarlar.
Saklama bulurlar eninde sonunda.
Saplanan bıçaklar, saklanan kaçaklar.
Saklama bulurlar eninde sonunda.

Söz: Sagopa Kajmer

8 Şubat 2021 Pazartesi

"İnanmıyorsun"

"Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun?

Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarından soğuyorsun. 

İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil. 

Durup dururken inciniyorsun. Kötü söz gerekmiyor bunun için. Sana söylenmesi de gerekmiyor sözün. Tam kirpiklerinin ucunda bir yarım ay, dudaklarında boyalı bir söz… bir kırıcı gülüş yetiyor kapanman için. Saygısız ses, kibirli gövde, tüküren gözler… kalabalık, tanrısından büyük! İskeletine kadar çekiliyorsun. Birisine bir söz söyleyeceksin; sessizlik boğucu; şu uzun ayrılığa bir özür, bir sitem… 

kırk cümle kuruyorsun, ağzını açmadan vazgeçiyorsun.

İncinme değil bu, insana olan inancını yitirme. Yaranı evde bırakıp çıkıyorsun sokağa. Öyle bir uzaklık ki, şikayetin sularını çoktan geçtin. Hiçbir şeye öfke duymuyorsun. İnsan boylu boyunca bir hastalık. İnsan korku. İnsan yıkım. İhtiraslarının külü insan. İnanmıyorsun artık. Anlamamak değil, inanmıyorsun! Can sıkıntısı değil, inanmıyorsun! Yaşamak korkusu değil, inanmıyorsun!"

- Şükrü Erbaş


19 Aralık 2020 Cumartesi

Ferah

Yine bir kaç yudum alkolün bahanesiyle yazıyorum sana. Uzun zaman oldu farkında değil misin? Nerelerdesin hiç bilmiyorum. Koca şehrin hangi mahallesinde, hangi sokağındasın? Kime sorsam gösterir geceleri başını yastığa dayandığın evi. Kime sorsam bulurum seni? Bunca zaman oldu merak etmedin mi hiç beni? Bahçendeki çiçeklere anlattığın beni hiç merak etmedin mi? 

Ben seni çok merak ettim. Çok aradım, çok bekledim seni. Aklının hayalinin alamayacağı kadar, ömrü hayatında hiç kimsenin seni beklemediği kadar bekledim, aradım...

Tüm şehre sordum nerede olabileceğini. Bildiğim, bilmediğim kim varsa...Çiçeklerini aldığın çiçekçiye, her gün işe giderken bindiğin dolmuşun şoförüne, geçerken selam vermeyi hiç ihmal etmediğin esnafa, beslediğin tüm sokak hayvanlarına tek tek ve her gün bıkmadan sordum. Yorulmadan, usanmadan biri yanıtlar diye bekledim. Ama nafile...Hiç biri konuşmadı benimle, yüzümü gördüklerinde kafalarını çevirdiler. Sanki gizli bir anlaşma yapmışlardı aralarında. Dünyanın en gizli sırrını saklar gibi sakladılar seni benden. 

Hayret ettim içim acıyarak, sustum içim acıyarak, kimsenin duymadığı çığlıklar attım içim acıyarak. Öyle uzun öyle sancılıydı ki....

Sonra aniden durdu her şey. Dünyanın dönüşü mü yavaşladı, benim ruhuma asılı kalmış telaşım mı sona erdi bilmiyorum ama her şey durdu. İçimdeki freni tutmayan kamyon misali uçup giden o "acı" birden durdu. Onun durmasıyla ben de durdum. Hissettiğim binlerce duygu kanatlanıp uçtu..

Sanki ilk kırıklığımdan beri hep bu anı beklemiştim. Sanki bunca yıl damlaya damlaya dolan o bardak, senin kaybolup gidişinle taşmıştı. Şimdi tam oldum, istediğim gibi oldum sanki. Her sancının sonu gibi ferah, rahat hissetmeye başladım. 

Kendimi gördüm, kendimi tanıdım, kendime sarıldım suçlamadan, severek, severek..

Biliyor musun; hala izliyorum onca duygunun gidişini, artık eskisi gibi hissetmeyişimi seyrediyorum penceremden. Pencerem parlak, pencerem geniş, manzaram masmavi... 

Ruhum ferah... 

Her şey geride kaldı..

19 Eylül 2020 Cumartesi

Arka Bahçe - Birhan Keskin

Birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız
kim karar verebilir birbirine dokunan taş ve su
hakkında, kimin kimi ayakta tuttuğuna, ve günün
aslında kumdan, tuzdan ve ışıktan oluşmadığına?
boşlukları doldurduğumuzda belirecek hayatın
anlamı, taşı ve suyu doğru yorumladığımızda, bir
yarı öbür yarıyı anlayacak: olgunluk bize yaban
meyvesi gibidir; gevşek ağızlarımıza dokunan zehir!
kim sana verdiklerimi, senden aldıklarımı çözebilir?
birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız,
hayalleri dik tutmak gerekir.

ben yumuşak tuşlarına basacağım hayatın
sen çatıyı kur.
sırları soracağım ben,
sen hayatın anlamını ara.
yazın yönünü değiştireceğim ben
sen yolculuğa çık.
ben arka bahçeyi özleyeceğim
sen inat et…

8 Şubat 2020 Cumartesi

Geçtiğimiz Sene Çok Şey Oldu

Giderek azaldı konuşmalarım, telaşlarım ve yazılanlar...Bir gün bir baktım ki, içimden taşan o kelimeleri yan yana dizemiyorum ve artık dizmek istemiyorum. İçine girdiğim karanlık girdaptan yeni çıkmıştım bunu farkettiğimde. Çektiğim acıyı, kendimi bildim bileli taşıdığım kaybetme korkularımı, ayaklarımdan beni aşağıya çeken  çelişkilerimi o girdapta bırakmıştım. Üstelik tüm bu bırakışlarım bir kaybın ardından oldu. Çünkü diğer kayıplardan farklı bir tarafı vardı, tokat gibi hani. Öyle sağlam öyle sarsıcı bir tokat ki; sanki sonsuz bir uykudan uyanmıştım. Sanki kendimi görebilmem için senelerdir bu tokatı bekliyormuşum. Kendimi çok uzaktan seyrettim; uzun uzun, seneler geçmiş olabilir o esnada. Öyle dikkatli seyrettim ki kendi suretimi..Saçlarıma karışan beyazlıkları, gözlerimin etrafında belirginleşen çizgileri, mimiklerimin bıyık altından alay eden tüm detaylarını keşfettim. Ve tüm o seyrediş boyunca öyle sakindim ki. Elimi uzatsam acı içinde kıvranan ruhumu sarabilirdim ama yapmadım.. Kendi yaralı ruhuma yardım etmemek saçma bir huzur verdi bana. Biliyordum çünkü, öyle ya da böyle köküne kadar acı çekmeliydi ruh. Bu kez yüreğin dibine çöken tortulaşmış geçmişi ve geçmişin tüm küllenmiş  yaralarını da söküp atmalıydım. Çok zaman geçti; çok bekledim, çok fazla inanamadım olan bitene, çok fazla şaşırdım...Ama sonra anladım. Hayat; dersimi almadığımı düşündü ki, başka bir senaryo ile aynı acıyı yaşamama sebep oldu. 
Canı Sağolsun.. Hem hayatın hem O'nun..
 

2 Ocak 2020 Perşembe

Dört Ayaklı Dostuma

Canım oğlum, dört ayaklı, munis yavrum, dostum...
Şuan neredesin bilmiyorum. İnançlarım hiç sağlam değil ama eğer melek olduysan ve bizi bir yerlerden izliyorsan bil ki giderken bizden de birer parça götürdün. Sensiz eksik hissediyoruz. Filtre'den bir parçaydın ve hepimizin arkadaşıydın.  9 aydır her gün birlikteydik her gün. Sabah bizimle dükkan açıyor, gece çıkıyordun..Günün her anı varlığınla huzur veriyordun küçük dostum.

Sakin sakin girdin yaşamımıza ve o kapıdan kim girdiyse kendini sevdirdin. Herkes sevdi seni, herkes güzelliğine hayran kaldı. Bizse senin bakışlarına, gözünü dikip uzun uzun bakmalarına büyük anlamlar yükledik...Sıradan bir kedi değildin sen; özeldin işte ve bunu seninle biraz zaman geçiren herkes hissediyordu. Koltuğunda saatlerce uyur, saatlerce yalanır, çok çok nadir miyavlardın. Derdini hep derin derin bakarak anlattın bize. Kimseyi rahatsız etmedin. Dolaşıp gelmek istediğinde sakince bekledin kapıda, sonra hep geri döndün. Hep aynı renkli koltuğa oturmak istedin...Günün aynı saati gelip mama aradın.. Sana "şişko"veya"hamile mi bu" diyen kimseye kızıp tırmalamadın..Hep bir bebek gibiydin...Teşekkur etmeyi hiç ihmal etmedin,  sokulup sevdirdin kendini...

Yılın son günü ise gelmedin...Seni çok merak ettik...Oysa yeni yil akşami evde bizimle olmanı istemiştik...Öleceğini mi hissettin bilmiyorum ama o gün seni kimse göremedi...O gece saçma bir kaza seni bizden aldı. Duyduk ki kalbin durmuş...Hemen oracıkta...

Bir anda bizi bırakıp gittin, çok sarsıldık, içimizde bir burukluk olarak mıhlandın kaldın. Asla yerin dolmayacak biliyoruz...Senin yuvan, senin ailen olmaktan çok mutluyduk ve bize getirdiğin onca mutluluk için minnet duyuyoruz. Hiç unutmayacağız seni, hiç...

Ama çok üzgünüm çok, moralsizken yanına oturup seni sevemeyecek ve senden o güzel enerjiyi alamayacak olmak beni çok üzüyor küçük arkadaşım...

Seni hep seveceğim can oğlum...

😔🙏❤

31 Aralık 2019 Salı

Mutlu Seneler

Her seneye, her rakama çok takılmam ama 2020'nin gelişi beni biraz sarstı sanki. 2000 senesinde liseyi bitirmiştim. 20 sene geçmiş dile kolay. Çocukluk geçmiş, gençlik desen ufaktan veda ediyor gibi..Yeğenim boyuma gelmiş, evlat desen 8 yaşında...Annem babam artık benim onlara göz kulak olacağım yaşlara geldi. Sevgilimle tanışalı 17 sene olmuş..Gerçek dostluklar 20 yılı devirmiş..
Saçlarda beyazlar, gönülde onarılmaz kırıklar ve göz çevresinde kaz ayakları artıyor.. Yollar değişiyor, yol arkadaşları değişiyor, gidenler oluyor aniden ve sarsarak. Gelenlere artık daha şüpheci daha temkinli bakıyorum. Hatta kalbimden uzak tutuyorum..Özel alanlarımı aşmak artık zor hissediyorum.
Ama sanırım yaş ilerledikçe çok güzel şeyler de oluyor.. Öncelikle kendime kıymet vermenin, kendimi olduğum gibi sevmenin ne anlama geldiğini ve ne kadar mühim olduğunu öğreniyorum. Artık önce kendimi seviyor, kendi sınırlarıma, iç huzuruma daha çok önem veriyorum. Artık beklentilerim az, kim ne der diye düşünmeyi giderek bırakır oldum. Duvarlarım kalın, bağlılıklarım daha emin ama daha az insan için...
Acı çekmenin de kıymetini biliyorum artık, kaybetmenin de...Hayat kalan sağlar ile huzurlu, sağlıklı ve mutlu geçsin istiyorum.
İlk kez işimi bu kadar seviyor ve Filtre'de yarattığımız enerjiyle, o alana kattığımız mutlulukla ayaklarımı yere daha sağlam basıyorum.
Sevdiklerime daha dikkatli bakıyorum daha çok dua ediyorum...
Peki ya siz?
Yeni yıl size sınırsız mutlulukları, ayakları yere sağlam basan bağları, sonsuz sağlığı ve bol bol sevgiyi versin. Siz de sahip olduğunuz her güzelliğin ve an'in değerini bilin. Kendinizi bol bol sevin ve dinleyin.. 2020 tüm kötülüklerden uzak tutsun sizi... Mutlu Yıllar ❤🎄🧿✌

6 Aralık 2019 Cuma

Günler Boyu - Emre Akbay

"Yoruldum bir akşam üstü
Masal dinledim Güneş'ten
Batarken usul usul tepenin ardına
Düşündüm kuşların uçuşunun izinde aradım düşlerimi
Düşlerim uçtular
Ve öylece kaldım günler boyu ...
Günler boyu ...
Sanki zamanın akışından uzak bi yerde
Ve öylece kaldım günler boyu ...
Günler boyu ...
Sanki hiç doğmamış gibi bu yerde
Yanlız yada kalabalık geçti günler
Sevinçler ...
Hüzünler gelip geçtiler
Herkes telaşlıydı ben hariç
Kocamadım heveslenip
Hep düşürdüler
Ve öylece kaldım günler boyu ...
Günler boyu ...
Sanki zamanın akışından uzak bi yerde
Ve öylece…"

17 Ekim 2019 Perşembe

Merve Çalkan-Uykudan

"yer çeker mi beni düşeceğim dallardan
ses örter mi beni çığlık atacağım duvarlardan
arabalar ezer mi beni kaldırımları aşarsam
rüzgar vurur mu beni nefesimi saklarsam
en güvendiğim en sığındığım en inandığım en usandığım ayrılıktandır bunlar

inanmasınlar sanki başka bir açıklaması var
bulutlardandır aaaahh mavisinden güzelliğinden nazarından
sanki yalan söylemişler sanki hep inkar etmişler
uzun yoldan gelmişler uykuları varmış yorgunmuş üşümüşler
sanki bizden gizlemişler bir gün gideceklerini
kalır gibi yapmışlar
her uyuduklarında ölür gibi ayrılmışlar yanımızdan
oysa neler neler birikmiş içlerinde
yalnız uykuda doğruluğun içine uymuşlar
sanki sayfalarca yazmışlar yalanlarla hazırlanmışlar
bizim hayatımız taslakmış başka yalanı denemişler

sanki yalan söylemişler sanki hep inkar etmişler
uzun yoldan gelmişler duyguları varmış yorgunmuş üşümüşler
sanki bizden gizlemişler bir gün gideceklerini
kalır gibi yapmışlar her uyuduklarında ölür gibi ayrılmışlar yanımızdan
oysa neler neler birikmiş içlerinde
yalnız uykuda doğruluğun içine uyumuşlar
sanki sayfalarca yazmışlar yalanlarla hazırlanmışlar
bizim hayatımız taslakmış başka yalanı denemişler"

3 Ekim 2019 Perşembe

Farkındayım

Ne yapsan olmuyor gözüm
Terk etmiyor bizi hüzün
Bir macera yaşamak dediğin
Küçük zamanlar harmanı
Sevildiğin, üzüldüğün

Hatırlamaktan ibaret
Hatıralar nihayet
Tesellisi çok zor sözün

Ne gemiler yaktım
Ne gemiler yaktım
O kadar yandı ki canım
Sonunda karşıdan baktım
Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım

Bu kızı yeniden büyütmeliyim
Kor ateşlerde yürütmeliyim
Değirmenlerde öğütmeliyim
Farkındayım
Farkındayım
Kazanmalı, kaybetmeliyim..

Sezen Aksu

15 Ağustos 2019 Perşembe

Empati

Ah seninle aynı yerden kırıldığımızı biliyorum.
Tamamen unutulmuş bir an'ın
soğukluğunda baksan da,
neden koyduğunu bilmediğin o camın
arkasından seni anladığımı görebilsen keşke

Türkü Turan

4 Ağustos 2019 Pazar

Ben Böyleyim...Bir Şarkı

Hayat bu kadar mı?
Bence değil
Bir kaç sözüm var
Biraz senin gibi
Yıkılmayan duvarları var
Bazen esintili
Bazen uzak yakınlarım var
Ben ben böyleyim kendi yolumda

Bırak tutma beni
Kaybetsem de üzülmem asla
Ne boş kaygıların
Korkma bana hiç bir şey olmaz
Yanlış doğru gibi
Eksik kalan bir kaç satırsa
Ve ben ben böyleyim
Kendi yolumda

Hayat benim
Her anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan

Değer saklanma hiç geçer zaman
Böyle de geçer ya sev ister vazgeç
Beklentiler sadece üzer
Ayrı dünyalarda farklı farklı kafalarda
Ve ben ben böyleyim
Kendi yolumda

Hayat benim her
Anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan


Songwriters: Jacques Revaux / Gokhan Ozoguz / Francois Claude

3 Temmuz 2019 Çarşamba

Avlu - Birhan Keskin

Kar havası gibisin dışarda
İçimde elmanın dişlenişi…

Geçen kış geçmedi, burada,
Kapı komşusu o şimdi,
Uzun sessizlikler biriktirecek,
Düş kuracaklar
Aynı avlunun iki kardeşi

Bahçenin keçisi ve kedi,
Ve çite tüneyen horoz ve
Yumurtaya merakla bakan eşek
Aynı bakışla konuşacaklar.

Çocuklar yeryüzüne nineler insin dileyecek,
kıştır gelsin,
hayatın sakin yüzüdür avlu
ve odaları tamamlar masallar.
Dil midir,
odaların firuze rengi mi,
yayılır sessizce,
anlaşılır avlu ve ondakiler,

Şimdi gidiyorum, gece düşer birazdan.
İki kedi ayışığında mırıldanır,
Evin kapısını korur köpek
Küçük eşek de yıldızları örtünecek,
sabah çimene düşer ışık, tekrar
ben onlarla bakışayım istiyorum.

Birhan Keskin

16 Ocak 2018 Salı

Duvarlar

Duvarlar;
Bir anda karşına çıkar; 
kalın ses geçirmez duvarlar. 
Sezdirmez, ses etmez
sinsi sinsi karşına dikilir duvarlar..
Tırnaklarınla kazısan erimez,
çığlık atsan sarsılmaz,
yumruk atsan kıpırdamaz.
Duvarlar; 
etten-kemikten, gizlenmiş öfkeden
büyük sevgilerden
bazen bilinmezlerden ürer duvarlar.
Ne yapsan çekilip gitmez direnir, diretir duvarlar.
Duvarlar; 
acılardan, yalnızlıklardan ve
geçti zannedilen yaralardan...
Yıkılmaz ama yıkar duvarlar,
iter, acıtır, yaralar..
Kalbinde taşıdığın güce rağmen
çekilmeye zorlar.
Adımlarını geriye atar duvarlar.
her kimdeyse,
her neredeyse,
yavaş yavaş tüketir duvarlar.